Reklamların temel amacı farkındalık yaratmak üzerine kuruludur. İzleyenlerin veya görenlerin duygularına hitap etmek ve dikkatlerini çekmek için 1400’lü yılların başından beri çalışılmakta. Özellikle son dönemde hepimiz her an mesaj yağmuru içerisinde kalıyoruz. Otobüs duraklarındaki billbordlar, duraklardaki outdoor çalışmaları, dergilerdeki reklam ilanları ve daha birçok mesaj ile deyim yerindeyse saldırı altındayız.

Sürekli yeni mecralar bulunarak mesaj yöntemini farklılaştırmaktadırlar. İzlediğimiz diziler ve programlarda bile “ürün yerleştirme” adı altında markaların reklamları yapılmakta, hatta izleyicinin gözüne batacak şekilde senaryoyu bile etkileyen reklamlar bile gördük. Örnek vermek gerekir ise “ürün yerleştirme” reklamları RTÜK tarafından izin verilmeye başladığı ilk zamanlarda kullanılan bir örnek Çocuklar Duymasın dizisinde karşımıza çıkmıştı. Tabi daha birçok örneği mevcuttur.



Bu mesajlarla dolu durumun gitgide farklılaştığı ve farkındalık yaratmak için insanlara verdiği mesajlar artık daha da rahatsız etmeye başlamakta. Hepimizin de hatırlamak istemeyeceği farklı itici reklamların ayrıca çok aşırı derecede yayınlatıldığı durumları da mevcuttur.

Bu rahatsızlığın aşırı bir şekilde yayınlamak ve bıktırmak da tabi ki bir yöntem. İnsanlar tarafından hoş karşılanmasa da bu yöntem ile insanlar kendileri üzerindeki memnuniyetsiz etkiyi çevrelerine anlatarak -ki reklamın iyisi kötüsü olmaz- kötü reklam mantığında konuşulması sağlanmaktaydı.

Tüm bunların nezdinde son olarak bu tarz aşırı rahatsız edici olmamakla birlikte yine de izleyenler üzerinde “bu ne saçma bir şey” dedirterek tv reklamları yayınlanmakta. Bu reklamlar eskilere oranla daha iyi denilebilecek ama yine de bir reklam filminin kalite standardı olmalı diye düşünüyorum.

Yakışıklı bir erkeğin aşık olacağı kız ile tanışması sizin için de biraz fazla garip değil mi ? “Açılın ben veterinerlik okuyorum.” :) Ağaçların arasından çıkması da cabası…

Buda bahsettiğim fark yaratmak için örnek gösterilebilecek bir başka reklam filmi. “Tırrrrtıklı” gerçekten insanı olumsuz anlamda etkileyerek fark yaratmakta başarılı bir reklam.

Sadece tv medyasında degil görsel mecrada da reklamların durumu aynı.

Bu reklamların mesaj verme şekli ve tarzı izleyenlerin farklı duygular halinde olmasına sebep olmakla birlikte bence ciddi bir kesimi rahatsız etmekte. Olumsuz etki her zaman yaşanılan olumlu etkiden çok daha fazla çevresindeki kişilere anlatmayı gerektirir. Bunu asıl hedef haline getirmek çok da şık değil diyebilirim. Reklam rekabet kurulunun böyle reklamları sıkı bir denetimle ve yayınlama yasakları belki belirli cezalar verilerek -ki veriliyor ise cezaların boyutunu arttırarak- bir şekilde kaliteyi dahada arttırması gerekli diye düşünüyorum. Fakat reklam rekabet kurulunun da çok verimli çalıştığını söylemek doğru değil diye düşünüyorum. İlanlarda ve sloganlarda rekabet kurulunun ceza verebileceği ve yayınlama yasağı getirebilecek birçok örnek var etrafımızda. Örneğin Doğa kolejinin “En iyiler Doğa kolejinde. Sen neredesin?” sloganlı reklam çalışması. Her gördüğümde “Ne yani orada olmayanları iyi değil mi.” diye düşünüyorum. Ayrıca kesinlikle bu durumlarda yaptırım uygulanması gerekli diye düşünüyorum. Rekabet eden başka bir kurumda yetkili kişilerin ise bunu şikayet edip etmediğini açıkçası çok merak etmekteyim.

dogakoleji reklamı

Google‘ı internet dünyasının bir numaralı kurumu kabul edersek. Kendisinin hiç üzerine vazife olmamasına karşın web sitelerinde bir standart getirmek için belirli yaptırımlar istiyor. Yapılan web tasarımlarda temel kuralları koymayan siteleri kendi arama listesinde ya yayınlamıyor yada arka sayfalarda çıkarmakta. Buda beraberinde web sitelerin belirli bir kalite standardında olmasını sağlamakta. Böyle bir sağlıklı çalışan denetim mekanizması ile bizde bu “kötü” reklamlardan kurtulabiliriz.

Tırrrrrtıklı günler. :)

Be Sociable, Share!