Debranding : Riskli İsimsizleşme Oyunu

Kitleye iletişimde klişeleşmiş stratejilerin fazlasıyla eleştrildiği günlerde, markalar kimsenin yapmadığını, farklı olduğunu ispatlamak için bir çok yola başvurmaktadır. Birçok uluslararası şirket ürünlerinde yada alt markalarında, markasızlaşma / isimsizleşme stratejisini farklı deneylerde test ediyor. Debranding, belirli bir ürün yada alt markasında, marka ismine yer vermemek şeklinde gerçekleşebildiği gibi hiç bir üründe marka veya özel isme yer verilmemesi şeklinde olmaktadır. İçinde olduğumuz dönem ve sonrasında farklı mecraların, sosyal medyanın ve teknolojik uygulamaların kullanılması gerekiyor. Böylece müşteriniz edilgen olamktan çıkıp, katma değer yaratan içerik sağlayıcınız haline geliyor. ‘Content is the King!’ Ne kadar içerik o kadar etkileşim. Viraliniz sizing ufak eforunuzla dağılmaya ve yayılmaya başladıysa, siz artık tüketiciyle ilişki kurabilen bir markasınız.

debranding-starbucks
Yeni oluşumlar halinde hayatımıza giren debranding uygulamalarına bakacak olursak; Coca-Cola ve Ferrero’nun göz bebeği olan Nutella ardı ardına DeBranding çalışmaları yapmaya başlamıştır. Daha önceleri Starbucks’in yaptığı denemelerde marka ismi yerine sadece logo kullanmasıyla tanışmıştık. Fakat bu sefer bu yolda ilerleyen oyuncular oyunu biraz daha değiştirdiler. debranding-cola-cola
Coca-Cola Türkçe’de en çok kullanılan 250 ismi paketlerin üzerine yazarak ‘bu Coca-Cola senin için’ kampanyası yaparak piyasa sunmaya başladı. Bu şekilde markasından vazgeçerek tüketici hem markayı farklılaştırdı, hem yaratıcılığını konuşturdu Üzerinde kendi adımız yazan yada sevdiklerimizin adının yazdığı kutular, şişelerle çekilen fotoğraflar sosyal medyada dolaşmaya başladı ve yaratılan bu viral etkisi ile duygusal bağ kurdu. Yani tüketicilerin kendi ürettiği içerikler ile hikayenin bir parçası haline geldi.   debranding-nutella
Nutella’nın işi biraz daha zor. Coca-Cola gibi yerinde tüketilen bir ürün değildi ve reklam filmi çok uzun, Ürünü de son saniyelere kadar görememekteyiz ve hikaye ortak olamamaktayız. Yeri, ürünü, kanalı yada okazyonu net vermiyor kampanya. Sadece imaj reklamı ise bu yöntem imaj için biraz zayıf kalıyor diyebiliriz.

Bir başka markasızlaşma ile ilgili denen yapan şirket Tesco. Yeni bir isimle piyasaya sürdükleri meyve sularında Tesco isim ve logosuna yer vermeyerek yaptıkları gözlemlerde, Tesco logosunun ve adının yer almasının, tüketiciye ‘ürünün nereden geldiğini’ bilmesini sağlamakta ve böylelikle satışlar olumlu etki ettiğini açıklamakta ve bu yöntemin yararlılığının üründen ürüne göre değişiklik gösterebileceğini de eklemektedir.

Geçtiğimiz yıl itibariyle logosundan ismini çıkaran Starbucks, debranding kararlılıkla yoluna devam eden dev şirketlerden. Büyük, kurumsal imajın soğuk ve uzak bir algı yarattığını düşünen Starbucks bardakların üzerine müşterilerin isimi yazarak, logo tasarımında basitleşme doğrultusunda göstermiş olduğu değişim internet sitelerinde de espri haline gelmiştir. Bir çok marka Debranding’den farklı şeyler anladıklarını ve farklı sonuçlar beklediklerini ortaya koyarken, bu sratejinin yeni bir akım mı yoksa farklı olmak uğruna boşa harcanmış zaman ve maddiyat bütünü mü olduğunu geçecek olan zaman içerisinde göreceğiz.

Halkın ilk başlarda sıcak karşıladığı ancak zaman geçtikçe sıradanlaşma yoluna giren Debranding, hiç farkında olmasakta bazı firmalar aracılığı ile hayatımızdaki yerini devam ettirmektedir.

Be Sociable, Share!